Terör, küreselleşen dünyanın yılladır çözüm bulunamayan en öncelikli sorunlarından biri.
Konu, dün Ankara'da düzenlenen "Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu"nda ele alındı. Toplantının ev sahipliğini, Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı yapıyordu. 80 ülkeden 461 asker ve sivil isim katılmıştı. Sempozyumun açılış konuşmasını da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ gerçekleştirdi...
Başbuğ, terörizmin sebep ve sonuçlarını masaya yatırdı. İlaveten mevcut durumun bir fotoğrafını çekti. Bugün, dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük riskin, şiddet ve terör olduğunu söyledi.
Başbuğ'un konuşması demokrasi ve insan hakları maskesi takıp terör destekçiliği yapanlara, terörü destekleyen ülkelere, hükümetlere, medyaya ve topluma, örtülü ve ölçülü cevaplarla doluydu. Bütün bu cevapları da demokratik kurallar çerçevesinde, demokrasi ve insan hakları adına verdi.
***
Genelkurmay Başkanı, öncelikle bir noktanın altını çizdi:
- Terörizm, yaşama hakkı dahil insan haklarını, insanlığın ortak değerlerini, demokrasiyi ve bütün özgürlükleri tehdit etmektedir. Terörizm, kaynağı ve amacı ne olursa olsun, hiçbir şekilde meşru olmayan insanlık dışı eylemlerin tümüdür.
Andından, insan hakları açısından pek de iç açıcı olmayan bir tespit yaptı:
- Bugün terör örgütleri, dünyanın herhangi bir yerinde istedikleri zaman terör hareketlerini başlatacak bir konuma sahiptir. Bu açıdan güvenlik de globalleşmiştir.
Batılı devletlere sitem etti:
- Demokrasinin sunduğu fırsatları kullananlar, terörizmi hiçbir şekilde hoş göremez. Terör ve terörizmin desteklenmesi mazur görülemez. Semavi bir din olan İslam'ı terörle özdeşleştirmek de küresel terörizmin amacına hizmet etmektir.
Başbuğ, Türkiye'nin PKK mücadelesinde çok bedeller ödediğini, yeri geldiğinde ulus olarak tek başına mücadele ettiğini hatırlatarak, gerekli mesajı da verdi:
- Terörizmle mücadelede uluslararası işbirliği zorunludur.
***
Dün, kürsüde konusuna hakim, ne söylediğini ve mesajlarının nereye gideceğini iyi hesap eden, demokrasiden yana tavır alan, insan haklarına saygılı olduğunu sürekli vurgulayan bir asker vardı. Başbuğ, terörle mücadelenin sadece bir güvenlik meselesi olmadığını söyledi. Konunun ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik ve uluslar arası boyutlarının bulunduğunu da hatırlattı.
Bu mücadelede yapılması gerekenleri de tek tek sıraladı...
Önce, atılacak bütün adımların yasalar çerçevesinde olması gereğinin altını çizdi.
Sonra, teröristle masum bölge halkının birbirine karıştırılmamasının çok önemli olduğuna dikkati çekti.
En önemlisi de halkın desteği sağlanmadan terörle mücadelede başarılı olunamayacağını ortaya koydu.
Ve kamuoyuna "sabır" tavsiye etti.
***
Türkiye'de asker-polis çekişmesine ilişkin tartışmalar sürerken, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, yabancı katılımcıların önünde çok farklı bir tablo çizdi. "İftiharla söylüyorum" dedi:
- Asker, polis, jandarma kol koladır ve Türkiye'de adım atmadıkları hiçbir nokta yoktur.
Köy korucularına sahip çıktı. Bu uygulamanın başarılı bulunarak 2007'den bu yana Irak'ta uygulandığını ve Afganistan'da uygulanması için de çalışmalar yapıldığını anlattı.
En önemlisi de, terörle mücadelede sürekli paradokslarla karşı karşıya kaldıklarına işaret ederek, askere verilen hizmet içi eğitimlerin altını çizdi. Bu noktada da demokrasi ve insan haklarına verdiği önemi ortaya koymaya çalıştı.
Başbuğ, konuşması boyunca demokrasi ve insan hakları vurgusunu öne çıkardı. Dün kürsüde günlük tartışmalardan uzak, sadece kendisine verilen görevi demokrasi ve insan haklarından en ufak sapma göstermeden yerine getirmeye çalıştığını ortaya koymaya çalışan bir Genelkurmay Başkanı vardı!